1991 yılında Sovyetler Birliği’nin çöküşüyle başlayan “tek kutuplu dünya” vizyonu, ilk büyük sınavını Körfez’de vermişti. Irak’ın Kuveyt’i ilhak ederek küresel enerji denklemini kendi lehine değiştirme girişimi, ABD liderliğindeki devasa bir küresel koalisyonla bastırılmıştı. Bu hamle, sadece bir işgali sonlandırmakla kalmadı; Washington’ın küresel arenadaki mutlak hegemonyasının da resmi tescili oldu.
Bugün ise jeopolitik satranç tahtasında benzer bir meydan okumayla karşı karşıyayız; ancak bu kez sahnede İran var. Tahran, Hürmüz Boğazı ve çevresindeki stratejik hamleleriyle, 1991 Irak’ının küresel statükoya karşı açtığı bayrağı devralmış görünüyor.
Fakat tarih bu kez tekerrürden ibaret değil. 1991’in aksine, Washington bugün İran karşısında geniş tabanlı bir uluslararası destek devşirmekte ve müttefiklerini arkasında toplamakta ciddi şekilde zorlanıyor. Bu durum, askeri bir krizin ötesinde, ABD’nin küresel liderlik kapasitesinin ve hegemonik pozisyonunun artık derinlemesine tartışmaya açıldığının en net göstergesidir.